Hızlı Erişim

Menü

Yoksulluk Nafakasına İlişkin Anayasa Mahkemesi Kararı, Kadınların Ekonomik Güvencesi Açısından Ciddi Endişeler Doğurmaktadır

5.06.2026
52

Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde düzenlenen yoksulluk nafakasının süresiz olarak hükmedilebilmesine olanak sağlayan düzenlemeyi iptal etmiştir. Gerekçeli karar henüz yayımlanmamış olmakla birlikte, söz konusu kararın kadınların ekonomik ve sosyal hakları üzerindeki olumsuz etkileri konusunda kaygı duyuyor; uzun süredir gündeme getirilen bu değişiklik girişimlerine de itiraz ediyoruz.

Türkiye'de boşanma sonrasında yoksullaşan tarafın ağırlıklı olarak kadınlar olduğu, resmî veriler ve akademik çalışmalarla sabit toplumsal bir gerçektir. Çocukların bakım sorumluluğunu üstlenen, ev içindeki görünmeyen emek nedeniyle çalışma yaşamından uzaklaşan veya ekonomik bağımsızlığını kurma fırsatı bulamayan kadınlar açısından yoksulluk nafakası bir ayrıcalık değil; anayasal eşitlik ilkesinin ve sosyal devlet yükümlülüğünün bir sonucudur.

Kamuoyunda yıllardır yaratılmaya çalışılan algının aksine, yoksulluk nafakası milyonlarca liralık, ömür boyu süren bir gelir değil; çoğu zaman kadınların temel yaşam ihtiyaçlarını dahi karşılamaktan uzak, son derece sınırlı miktarlarda hükmedilen bir hukuki koruma mekanizmasıdır. Bu nedenle nafaka tartışmalarının istisnai örnekler üzerinden değil, kadınların karşı karşıya kaldığı yapısal eşitsizlikler ve ekonomik gerçekler üzerinden yürütülmesi gerekmektedir.

Unutulmamalıdır ki yoksulluk nafakasına, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan eş lehine hükmedilmektedir. Evlilik birliğinin sona ermesine neden olan davranışlarıyla kusurlu olan tarafın, boşanmanın mali sonuçlarından tamamen kurtarılmasını amaçlayan yaklaşımlar, mevcut toplumsal eşitsizlikleri daha da derinleştirme riski taşımaktadır.

Kadınların iş gücüne katılım oranlarının erkeklerden belirgin şekilde düşük olduğu, ücret eşitsizliğinin devam ettiği ve bakım emeğinin büyük ölçüde kadınların omuzlarında kaldığı bir toplumsal düzende, nafaka hakkının daraltılmasına yol açabilecek her düzenleme; kadınları yoksulluğa, ekonomik bağımlılığa ve ekonomik şiddete karşı daha savunmasız bırakma riski taşımaktadır.

Hukuk devleti ilkesinin gereği olarak aile hukukuna ilişkin düzenlemeler, toplumsal gerçeklikten kopuk biçimde değil; kadınların yaşam deneyimleri, uluslararası insan hakları sözleşmeleri ve toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifi ışığında ele alınmalıdır. Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve anayasal yükümlülükler, devletin kadınların ekonomik haklarını koruma yönündeki pozitif yükümlülüğünü açıkça ortaya koymaktadır.

Bu çerçevede;

  • Yeni yasal düzenlemenin kadın örgütlerinin, baroların, akademisyenlerin ve ilgili meslek kuruluşlarının sürece etkin katılımının sağlanması suretiyle hazırlanmasını,
  • Boşanma sonrasında yoksulluğa düşme riski bulunan kadınların hak kaybına uğramasına yol açacak düzenlemelerden kaçınılmasını,
  • Toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesini ve sosyal devlet sorumluluğunu esas alan bir yaklaşımın benimsenmesini

talep ediyoruz.

Kadınların kazanılmış haklarının geriye götürülmesine yönelik her türlü girişimin karşısında olduğumuzu; eşitlik, adalet ve insan hakları temelinde yürütülecek tüm hukuki süreçlerin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Trabzon Barosu Kadın Hakları Komisyonu

Ruhsat Alanlar

Aramıza katılan meslektaşımıza başarılar dileriz.

Yaklaşan Etkinlikler

Katılabileceğiniz yaklaşan etkinlik bulunmamaktadır!

Aramızdan Ayrılanlar

Rahmetle anıyoruz

Avukat
Av. Ebru KARASAKAL

6.09.2025

Avukat
Av. Adnan KALAYCI

15.06.2025

Avukat
Av. Tahsin SAYIL

4.06.2025

Avukat
Av. Mehmet ALTUNTAŞ

14.01.2025

Avukat
Av. Mustafa KAYA

13.05.2024

Avukat
Av. Mustafa KURTULUŞ

10.05.2024

Avukat
Av. Mustafa Zeki KARAKULLUKÇU

26.02.2024

Avukat
Av. Kadir ORAL

5.12.2022

Avukat
Av. Yılmaz KARABEKİR

17.07.2022

Avukat
Av. Adil SEVER

28.05.2022