Hızlı Erişim

Menü

Munzam Zarar Konusunda Basın Açıklaması

17.03.2026
62

MUNZAM ZARARDA YAPISAL SORUN YASA İLE GİDERİLMELİDİR

Son yıllarda ülkemizde yaşanan yüksek enflasyon ortamı, alacakların reel değerinin korunması meselesini hukuk düzeni bakımından kritik bir sorun haline getirmiştir. Bu sorun, yalnızca bireysel uyuşmazlıklar düzeyinde değil, sistematik ve yapısal bir nitelik kazanmış bulunmaktadır.

Anayasa Mahkemesi’nin 29.09.2025 tarihli Caner Şafak kararıyla bu durum açık biçimde tespit edilmiş; yüksek enflasyon nedeniyle alacakların temerrüt faizi ile korunamaması olgusu, mülkiyet hakkının usulî boyutu kapsamında değerlendirilmiş ve pilot karar usulü uygulanarak yasama organı ile yargı mercilerine açık bir sorumluluk yüklenmiştir. Bu kapsamda, sorunun çözümü için öngörülen sürenin 29 Mart 2026 tarihinde dolacağı bilinmektedir.

Ne var ki gelinen aşamada;

  • Yasama organı tarafından herhangi bir düzenleme yapılmadığı,
  • Yargı içtihatlarında birlik sağlanamadığı,
  • Bazı Yargıtay dairelerinin, enflasyon nedeniyle paranın satın alma gücündeki azalmanın tek başına aşkın (munzam) zarar olarak kabul edilemeyeceği yönündeki yaklaşımını sürdürdüğü,
  • Hatta Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin son kanun yararına bozma kararıyla bu yaklaşımın teyit edildiği açıkça görülmektedir.

Bu tablo, Anayasa Mahkemesi’nin pilot kararında ortaya koyduğu yapısal sorunun giderilmediğini ve yargı organları arasında süregelen yaklaşım farklılıklarının devam ettiğini göstermektedir.

Mevcut durumun devamı halinde;

  • Aynı nitelikte çok sayıda bireysel başvurunun Anayasa Mahkemesi önüne geleceği,
  • İhlal kararları sonrası yeniden yargılama süreçlerinin artacağı,
  • Bu durumun derece mahkemeleri, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi bakımından ciddi bir iş yükü oluşturacağı,
  • En önemlisi, mülkiyet hakkının etkin ve öngörülebilir biçimde korunmasının zedeleneceği kuvvetle muhtemeldir.

Alacağın reel değerinin korunması, hukuk devleti ilkesinin ve mülkiyet hakkının doğal bir uzantısıdır. Yüksek enflasyon koşullarında yalnızca temerrüt faizi ile yetinilmesi, alacaklının fiilen zarara uğramasına yol açmakta; bu durum da hakkaniyet ve adalet ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

Bu çerçevede;

  • Yasama organının, alacakların enflasyon karşısında korunmasına yönelik açık, öngörülebilir ve uygulanabilir bir yasal düzenlemeyi ivedilikle hayata geçirmesi,
  • Yüksek yargı organlarının ise içtihat birliğini sağlayacak şekilde, mülkiyet hakkının etkin korunmasını esas alan bir yaklaşım geliştirmesi hukuk güvenliği ve yargı sisteminin sürdürülebilirliği açısından zorunludur.

Trabzon Barosu olarak; mülkiyet hakkının korunması, hukuki öngörülebilirliğin sağlanması ve yargı sisteminin etkinliğinin temini adına, ilgili tüm kurumları sorumluluk almaya davet ediyor; sürecin yakından takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz.

TRABZON BAROSU

 

Ruhsat Alanlar

Aramıza katılan meslektaşımıza başarılar dileriz.

Yaklaşan Etkinlikler

Katılabileceğiniz yaklaşan etkinliklerimiz

Aramızdan Ayrılanlar

Rahmetle anıyoruz

Avukat
Av. Ebru KARASAKAL

6.09.2025

Avukat
Av. Adnan KALAYCI

15.06.2025

Avukat
Av. Tahsin SAYIL

4.06.2025

Avukat
Av. Mehmet ALTUNTAŞ

14.01.2025

Avukat
Av. Mustafa KAYA

13.05.2024

Avukat
Av. Mustafa KURTULUŞ

10.05.2024

Avukat
Av. Mustafa Zeki KARAKULLUKÇU

26.02.2024

Avukat
Av. Kadir ORAL

5.12.2022

Avukat
Av. Yılmaz KARABEKİR

17.07.2022

Avukat
Av. Adil SEVER

28.05.2022